Thursday, December 13, 2007
Saturday, October 27, 2007

bayadır hayatımın her karesine bir aksilik, bir saçmalık hakim. başından beri tepki vermekten sıkılacağım o an için hazırlık yapmaya çalışıyorum. sonunda süper bir çözüm buldum kendime. neler denedim, hiçbir şey fayda etmedi. 1 şarkı, sadece 1 şarkı çözümmüş meğer bütün bu saçmalığa. birinin bu sıkıcı filmi ileri sarmasını beklemek yerine sadece 1 şarkıymış, aniden flashback etkisi yaratabilecek tatlı huzuruma..
herhangi bir tersliğin yüzüme çarptığı anda, kulağımda yankılanan bu muhteşem şarkı.. hep aynı seyirde ilerliyor. o an; gözlerimi kapatıyorum. hafif bir rüzgar esiyor yüzüme, saçlarım uçuşuyor. sonra derin derin nefes alabiliyorum yavaşça ve yaşadığımı hissetmem için kalbimin çarpmasına gerek duymuyorum. sadece varım, duruyorum öylece.
new years prayer
ooooooooo..
fall in light, fall in light.
fall in light, fall in light.
feel no shame for what you are
as you now are in your heart
fall in light
feel no shame for what you are
feel no shame for what you are
feel it as a waterfall
fall in light, ooh.
fall in light, fall in light,
fall in light, ooh.
fall in light, fall in light fall in light,
grow in light.
stand absolved behind your electric chair, dancing.
stand absolved behind your electric chair, dancing.
past the sound within the sound.
past the voice within the voice.
ah. ah. ah.
leave your office, run past your funeral,
leave your home, car , leave your pulpit.
join us in the streets where we
join us in the streets where we don't belong..
don't belong.
you and the stars throwing light.
oooooo fall, fall.
oooooo fall in, fall in light.
fall in light, ooo.
fall in light, fall in light
fall in light. grow in light..
jeff buckley' e sevgilerle..
Tuesday, September 25, 2007
Tuesday, September 11, 2007
hayko cepkin, son zamanlarda müzik dinleme keyfime keyif katan insan. çok saygı duyuyorum. yaşlanıyor olduğuma seviniyor, gençliğimi hissettiğim için de heycanlanıyorum sayesinde.rock'n coke sahnesinde, gençlik yıllarımda olduğu gibi en önde heycanla bekledim, hayko cepkin' i. yanımda culya vardı. kendisi yaşlandığını erken kabullendiğinden etrafımızdaki küçüklere bir gazla delireceklerini düşünerek nasihatlar dağıttı. sonuçta konser boyunca halimizden gayet memnunduk. hayko cepkin sahnesi de çok başarılıydı. çok takdir ediyorum. bundan sonraki işlerini de büyük bir keyifle takip edeceğime eminim.
ilk albümünü ( sakin olmam lazım ) pek sevmemiştim. ama 2. albümünü ( tanışma bitti ) dinledikten ve çok beğendikten sonra birazcık araştırma yaptım. hayko cepkin' in bu albümlerle ve tarzıyla ilgili sözleri kafama yattı ve ilk albümünü reddetmekten vazgeçip dinledim. onu da artık seviyorum. ama tabiki favorim tanışma bitti albümü. tavsiye ettiğim şarkıları: sonra görüşelim, ölüyorum, melekler, sıkı tutun, yalnız kalsın..
Monday, September 10, 2007
Saturday, September 08, 2007

gençlik yıllarımda :) yani ortaokulda, lisede okuldan geldikten sonra kendime vakit ayırıp günlüğüme yazılar yazdığım ne kadar da iyi olmuş. şimdi çok daha iyi anlıyorum. hayatımla ilgili önemli ayrıntıları unutmuş, keyiflerinden bihaber yaşayıp gidiyormuşum. ta ki eski bir yüzle karşılaşana kadar. eski ama çok da önemli... o kadar çok şeyi hatırladım ki, yeniden hissettim ki şuan içim karmakarışık.
evet, eskiden beri durmadan tekrar edip durduğum gibi " hiçbir şey tesadüf değildir. " ..
hayata kendimi kaptırıp her zaman aynı saçmalıkları yazdığımı fark ettiğim an günlük işini bırakmıştım. arada bir karalıyorum, patlamamak için o kadar. artık yeni bir keyif edindim bu günden itibaren: günlüklerimi okuyup düşüneceğim. evet, aslında düşünecek o kadar çok şey var ki. . bir yandan kalbim öyle çarparken nasıl becermişim herşeyi saklamayı.. ya da neden saklamışım, acaba korkmuş muyum yoksa sadece cesaretsizlik yapıp yaşıma mı uymuşum.. ne yapmışşam yapmışım ki sanırım yine en doğrusunu yapamamışım...
" hayat çok garip bir yer. "
neyin, ne zaman ve nasıl bir şekilde insanın karşısına çıkacağı hiç belli olmuyor.
" ah be kızım ne yapmışsın öyle. hadi o becerememiş, sen neden susup gözlerini kapatmışsın. çok yazık olmuş işte, her şey ne kadar da güzelmiş.. " hayat için, onun için en iyi dileklerimle...
Friday, August 10, 2007
hayatımın en sürprizli doğumgününü geçirdim bir kaç gün önce. hala keyfini üzerimden atamadım. 4 ağustos cumartesi başlayan sürprizler, büyük gün olan 5 ağustos' ta da devam etti. arkadaşlarımı çok seviyorum. çook uzun senelerdir de yanımda oldukları için kendimi çok şanslı hissediyorum. teşekkürler: inatçısıpa' ya, sarhoşkedi' ye, poli' ye, culya' ya ve herkese, ve tabiki özlü sözlerle dolu geleneklerimizi sürdüren sothyz' e..
cumartesi akşamı evden süslenmem söylenerek apar topar çıkartıldım. sonra bi yerde durup arabadan indik. daha önce hiç binmediğim faytona bindirdiler beni. çok komikmiş. özellikle gezerken kavşaklarda ölmek pek de zor değil. sonra arkadaşlarımın beni beklediği asıl mekana gittik. herkes ordaydı. tabiki çok mutlu oldum. saat 12' yi geçtikten sonra bir çiçek geldi. üzerindeki kartta şöyle yazıyordu: " maçım nedeniyle doğumgününe iştirak edemedim. umarım bu çiçekler beni sana affettirir. roberto carlos." tabiki çok güldüm. sonra kocaman sarı lacivert bir kutu geldi önüme. içinde bir sürü hediye. küçük küçük hediyeler temalı bir parti düzenlenmiş adıma. hepsi birbirinden güzel kolyeler, küpeler, dvd' ler... sonra pastam geldi. bir de baktım üzerinde bir roberto bakıyor bana. sol bacağını afiyetle yemek bana düştü tabiki. :)
sonra da dağ, tepe safariye çıktık, her zamanki gibi. herşey çok güzeldi.
bir de özel, çok özel bir sürpriz vardı tabi. uzaklardan gelen koca bir kutu dolusu bonibon.. tek kelime bile edemiyorum.
teşekkür ederim.
cumartesi akşamı evden süslenmem söylenerek apar topar çıkartıldım. sonra bi yerde durup arabadan indik. daha önce hiç binmediğim faytona bindirdiler beni. çok komikmiş. özellikle gezerken kavşaklarda ölmek pek de zor değil. sonra arkadaşlarımın beni beklediği asıl mekana gittik. herkes ordaydı. tabiki çok mutlu oldum. saat 12' yi geçtikten sonra bir çiçek geldi. üzerindeki kartta şöyle yazıyordu: " maçım nedeniyle doğumgününe iştirak edemedim. umarım bu çiçekler beni sana affettirir. roberto carlos." tabiki çok güldüm. sonra kocaman sarı lacivert bir kutu geldi önüme. içinde bir sürü hediye. küçük küçük hediyeler temalı bir parti düzenlenmiş adıma. hepsi birbirinden güzel kolyeler, küpeler, dvd' ler... sonra pastam geldi. bir de baktım üzerinde bir roberto bakıyor bana. sol bacağını afiyetle yemek bana düştü tabiki. :)
sonra da dağ, tepe safariye çıktık, her zamanki gibi. herşey çok güzeldi.
bir de özel, çok özel bir sürpriz vardı tabi. uzaklardan gelen koca bir kutu dolusu bonibon.. tek kelime bile edemiyorum.
teşekkür ederim.
Sunday, July 22, 2007

bugün ailece oy kullanma heyecanıyla hazırlanıp evden çıktık. kafamda bir sürü soru işaretiyle oy verilecek okulun kapısının önüne geldim. artık karar vermiştim. kararım beni güldürdü gerçi.. eğlenceli bir oy verme işleminden sonra olayın finaline geldik. " mürekkep" .
bu konuda ne kadar beceriksiz olduğumu bir kez daha kanıtlamış oldum. " sağ baş parmağını uzat. " dedi, görevli adam. işaret parmağına hazırlanmıştım ben. şaşırdım, uzattım. mürekkebi döktü. diğer elimle hemen sildim. mürekkep, bütün parmağıma bulaştı ve de diğer parmaklarım da mürekkep oldu. ben bu beceriksizlikle boğuşurken babam, " saçlarını pembe yaptın ama hala aptalsın. " dedi. ve gülerek girdiğim okuldan gözlerim dolu dolu çıktım. hayat böyle bişey işte. insanın karşısına ne zaman ne çıkacağı belli olmuyor.
Wednesday, July 04, 2007
Thursday, June 28, 2007
bu ne sıcak aah bu ne ızdırap..
bulunduğum bu durumla alakalı bir sürü söz söylemiş eskiler.. ama kim ne derse desin şu 2 senedir çektiğim bütün saçmalıkların eylül ayında son bulacağına inanmak istiyorum. astroloji böyle söylüyor. bu saçmalıktan tamamen kurtulacak aslan burçları mutlu, başak burçları da gelen bu korkunç misafiri nasıl ağırlayacaklarını bilmediklerinden endişeliler şu sıralar. sevgili başak burçlarına tavsiyem: önümüzdeki bir kaç ayın tadını çıkarsınlar rahar rahat.
artık her yaz " en sıcak yaz" ilan ediliyor. bu en sıcak yazı yaşadığımız şu dakikalarda, daha fazlasına nasıl tahammül edilir merak ediyorum. burger king, ıslama köfte, kebap, iskender.. hiçbiri akla bile gelmiyor. ekmekle de küstüm bugün. yeni dostlarım: karpuz, peynir, ayran ve vazgeçilmez 3-5 litre su. düzgün beslenmek için başıma bunların gelmesi mi gerekiyordu diye düşünmeden duramıyorum. sıcağa tepki veren bir ben değilim. bugün evde klima bozuldu. vantilatöre koştum. o beni hiç ciddiye almadı bile. herşeyin üstüne bir de yaz okulu. evden dışarı çıkmak istemezken bu yaz okulu nasıl biter? ooof of. hafta bittiğinde kendimi karadeniz sahillerine doğru koşarken bulacağım. yüzmek, yüzmek, yüzmek istiyorum. bu gazla rusya' ya kadar yüzerdim de orası da çok sıcakmış.
bir de bugün balkonda serinlemeye çalışırken televizyondan gelen sesle bir anlık üşüme hissettim. muhabir kadın, " daha bitmediiiii. bu sıcaklar geçsin. daha korkunç bir sıcak hava dalgası geliyoooor. " demez mi. daha biz bu sıcağın şokunu üstümüzden atamadık. bi durun rica ederim.
bulunduğum bu durumla alakalı bir sürü söz söylemiş eskiler.. ama kim ne derse desin şu 2 senedir çektiğim bütün saçmalıkların eylül ayında son bulacağına inanmak istiyorum. astroloji böyle söylüyor. bu saçmalıktan tamamen kurtulacak aslan burçları mutlu, başak burçları da gelen bu korkunç misafiri nasıl ağırlayacaklarını bilmediklerinden endişeliler şu sıralar. sevgili başak burçlarına tavsiyem: önümüzdeki bir kaç ayın tadını çıkarsınlar rahar rahat.
artık her yaz " en sıcak yaz" ilan ediliyor. bu en sıcak yazı yaşadığımız şu dakikalarda, daha fazlasına nasıl tahammül edilir merak ediyorum. burger king, ıslama köfte, kebap, iskender.. hiçbiri akla bile gelmiyor. ekmekle de küstüm bugün. yeni dostlarım: karpuz, peynir, ayran ve vazgeçilmez 3-5 litre su. düzgün beslenmek için başıma bunların gelmesi mi gerekiyordu diye düşünmeden duramıyorum. sıcağa tepki veren bir ben değilim. bugün evde klima bozuldu. vantilatöre koştum. o beni hiç ciddiye almadı bile. herşeyin üstüne bir de yaz okulu. evden dışarı çıkmak istemezken bu yaz okulu nasıl biter? ooof of. hafta bittiğinde kendimi karadeniz sahillerine doğru koşarken bulacağım. yüzmek, yüzmek, yüzmek istiyorum. bu gazla rusya' ya kadar yüzerdim de orası da çok sıcakmış.
bir de bugün balkonda serinlemeye çalışırken televizyondan gelen sesle bir anlık üşüme hissettim. muhabir kadın, " daha bitmediiiii. bu sıcaklar geçsin. daha korkunç bir sıcak hava dalgası geliyoooor. " demez mi. daha biz bu sıcağın şokunu üstümüzden atamadık. bi durun rica ederim.
Tuesday, June 19, 2007
lost in lost..
lost izlemeye başlandığında arka arkaya, pek ara vermeden izlemek gerektiğini düşünenlerdenim. boş bir zaman yakalayıp uygulamayı beklerken istediğim oldu, izlenecek bölüm birikti. sonunda vakit geldi ve ben lost izlemeye başladım. en heycanlı yerlerde ara verip o heycanın keyfini çıkardığım çok oldu tabi. şuanda 2. sezonu bitirdim ve adrenalin salgılamaya devam ediyorum. moladayım. kafamda binbir tilkiyle düşünüyorum, düşünüyorum. durmadan saçmalıyorum. çok eğleniyorum. fakat dizinin ilk bölümlerinden beri o kutup ayısının nerden çıktığına takılmış durumdayım. eğer bunun cevabını dolaylı yoldan bile bulamazsam kendimi keseceğim. karakterler hakkındaki hislerimi 3. sezon finalinden sonraya saklamak istiyorum. nasıl olsa şubata kadar çok vakit olacak..
lost izlemeye başlandığında arka arkaya, pek ara vermeden izlemek gerektiğini düşünenlerdenim. boş bir zaman yakalayıp uygulamayı beklerken istediğim oldu, izlenecek bölüm birikti. sonunda vakit geldi ve ben lost izlemeye başladım. en heycanlı yerlerde ara verip o heycanın keyfini çıkardığım çok oldu tabi. şuanda 2. sezonu bitirdim ve adrenalin salgılamaya devam ediyorum. moladayım. kafamda binbir tilkiyle düşünüyorum, düşünüyorum. durmadan saçmalıyorum. çok eğleniyorum. fakat dizinin ilk bölümlerinden beri o kutup ayısının nerden çıktığına takılmış durumdayım. eğer bunun cevabını dolaylı yoldan bile bulamazsam kendimi keseceğim. karakterler hakkındaki hislerimi 3. sezon finalinden sonraya saklamak istiyorum. nasıl olsa şubata kadar çok vakit olacak..
Wednesday, May 16, 2007
Monday, February 26, 2007

yine yeniden ankara..
seneler önce hayatımı kurtarmak için gitmiştim ankara' ya. beceremeyip geri gelmiştim. bütün hayatım allak bullak olmuş, kendimden uzaklaşmıştım. zaman geçtikçe hayatım kurtuldu tabi, kendi evimde.
bu sefer kendimi bulacağımı bilmeden çıktım yola. özlediğim ankara' da 7 sene önce bıraktığım, bana ait olan herşeyi buldum. bunca senedir kaybettiğimi fark etmediğim için üzülmeye gerek duymuyorum.
tatlı tatlı uyumak ve durmadan teşekkür etmek istiyorum..
Thursday, January 25, 2007
her gün hatta her dakika birbirinden o kadar farklı ki kafam karışıyor. mesela kar yağması gerekirken güneş içimi ısıtıyor. sanki benimle birlikte, herşey alt üst oldu. kafamı kaldırmadan yürürken yol kenarındaki çimlerde açmış renkli çiçekler gözüme çarpıyor. oysa mutlu insanlara gözüm kaymalı değil mi. belki de artık mutlu olmak umrumda bile değil. dedim ya kafam karışıyor. karanlıktan eskisi kadar korkmuyor, sessizlikten çekinmiyorum.
uçurtma uçuyor mu havada diye merak etmiyorum, rüzgarın bütün hücrelerime hakim olmasını beklerken gözlerimi kapatıyorum. gökkuşağı çıkmış mı diye merak etmiyorum, yağmur sonrası kendini gösteren güneşin gözlerimi kamaştırmasını beklerken fonda çalan şarkının sesini yükseltiyorum.
aşktan birden hayata düşmek, geçen her dakikayı yetersizmiş gibi gösterip nefes almayı zorlaştırıyor.
uçurtma uçuyor mu havada diye merak etmiyorum, rüzgarın bütün hücrelerime hakim olmasını beklerken gözlerimi kapatıyorum. gökkuşağı çıkmış mı diye merak etmiyorum, yağmur sonrası kendini gösteren güneşin gözlerimi kamaştırmasını beklerken fonda çalan şarkının sesini yükseltiyorum.
aşktan birden hayata düşmek, geçen her dakikayı yetersizmiş gibi gösterip nefes almayı zorlaştırıyor.
Thursday, January 11, 2007

gecenin bir köründeyim şuan. pencereden baktığımda etraftaki ağaçlara karışmış sis var dışarda. karanlıkta ormana yayılan sisten korkarım çok. her an her yerden bir şey çıkabilir tabi. bir yandan kaloriferin yanındaki minderlerde yorgunluğumdan kurtulmaya çalışıyorum. frank sinatra sayesinde ne kadar çok özlediğim olduğunu fark ettim. eski günleri o kadar çok özledim ki şuanda. sabrımın zorlandığı çoğu zaman, aklıma 1-2 sıcak ve güzel şey geldiğinde hemen gözlerimden 1-2 sıcak damla akıyor. şimdi olduğu gibi..
* herkes yağmurdan kaçarken bizim hazırlanıp dışarı çıkmalarımızı özledim.
* kurulan hayallerin, bir papatyayla bile gerçekleşebileceği günleri özledim.
* küçücük ellerimle, babamın baş parmağını tutup onunla gezmeyi özledim.
* bisiklet şampiyonu olmayı özledim.
* her gün eve yara bere içinde gelmeyi özledim.
* her saklanbaç sonunda kurt olmayı özledim.
* sokak köpeklerini yıkamak için komşunun balkonunndan leğen, evden de deterjan çalıp var gücümle, tertemiz yapmak için uğraşacak kadar saf olmayı özledim.
* odaların duvarlarına ketçapla bir sürü şekil yapmayı özledim.
* her an gülmeyi, özledim.
* ders çalışıyormuş gibi yapıp odada kendi kendime sessiz şarkılar söylemeyi özledim.
* ağlarken gözyaşlarımın su gibi akmasını bile özledim.
bunların hiçbiri bir yere kaybolmadı. içimde bir kenarda bekliyorlar. hala kendi kendime huzur üretebilme nedenlerim hepsi.
*** kalbimi çok seviyorum. tamir edeceğim..
Wednesday, January 03, 2007
evet, artık 2007. hayatım boyunca kötü geçen yıllarım, hep tek sayıya denk geldi. umuyorum ki bu sene hiç de öyle olmayacak. çünkü 2006 bana yeteri kadar zor geldi. aklımdan çıkmayan bir sloganım bile oldu: hayat çok zor. evet, artık hayat çok zor. ama elbette ki düzelecek. bu sene biraz değişmeli hayat. şimdiden yüzümde bir tebessüm, içimde küçük bir huzur oluştu bile. ( teşekkür etmem gerekenler var sanıyorum. )
hep mutlu, hep.
hep mutlu, hep.
Subscribe to:
Posts (Atom)

.jpg)
