
gecenin bir köründeyim şuan. pencereden baktığımda etraftaki ağaçlara karışmış sis var dışarda. karanlıkta ormana yayılan sisten korkarım çok. her an her yerden bir şey çıkabilir tabi. bir yandan kaloriferin yanındaki minderlerde yorgunluğumdan kurtulmaya çalışıyorum. frank sinatra sayesinde ne kadar çok özlediğim olduğunu fark ettim. eski günleri o kadar çok özledim ki şuanda. sabrımın zorlandığı çoğu zaman, aklıma 1-2 sıcak ve güzel şey geldiğinde hemen gözlerimden 1-2 sıcak damla akıyor. şimdi olduğu gibi..
* herkes yağmurdan kaçarken bizim hazırlanıp dışarı çıkmalarımızı özledim.
* kurulan hayallerin, bir papatyayla bile gerçekleşebileceği günleri özledim.
* küçücük ellerimle, babamın baş parmağını tutup onunla gezmeyi özledim.
* bisiklet şampiyonu olmayı özledim.
* her gün eve yara bere içinde gelmeyi özledim.
* her saklanbaç sonunda kurt olmayı özledim.
* sokak köpeklerini yıkamak için komşunun balkonunndan leğen, evden de deterjan çalıp var gücümle, tertemiz yapmak için uğraşacak kadar saf olmayı özledim.
* odaların duvarlarına ketçapla bir sürü şekil yapmayı özledim.
* her an gülmeyi, özledim.
* ders çalışıyormuş gibi yapıp odada kendi kendime sessiz şarkılar söylemeyi özledim.
* ağlarken gözyaşlarımın su gibi akmasını bile özledim.
bunların hiçbiri bir yere kaybolmadı. içimde bir kenarda bekliyorlar. hala kendi kendime huzur üretebilme nedenlerim hepsi.
*** kalbimi çok seviyorum. tamir edeceğim..
2 comments:
ben bir defter tutmaya başlamıştım 2 ya da 3 sene önce; içinde böyle şeyler yazıyordum.
çünkü zaman gerekli, gereksiz bir çok şeyi unutturuyor ve benim unutmak istemediğim bir sürü anım var.
anımız var.
yalnız artık, yenilerini koymuyoruz onların yerine. ve o yüzden bu kadar çok geçmişe bakıp, içimizi çekiyoruz.
zamanı durdurup dünya turuna çıkalım zep.
Post a Comment