Tuesday, July 14, 2009

firuze yüzüğümde saklı, gökten çaldığım 5 parça rüzgar
harp gibi, gri gibi, toz toprak içinde en sevdiğim elbisem
gözlerimin rengi sana doğru
olsa da naçar bu ben
senden öte, benden de geri

pervane misali yanar kanatlarım
ayda yürür, o vakit rahatlarım
tenine değdim, erir soğuk donuk ruhum
içine düştüm, buhar olup uçmaktayım

artık ve hala,
yüreğimdeki umut, sen değilsin ki herşeye değesin.

Wednesday, June 03, 2009

sarı siyah çizgileri vardı
ortası simsiyah deniz
acımın üstüne üstüne gelen mis gibi bir rüzgar
gözyaşlarım inadına tuzlu
hava yeni kararıyordu, gözlerim kapanmadan az önce
anne sesiyle uyanan ben, yok gibi..
sırılsıklam üstüm başım
betona 2 büklüm kıvrılmış,
üşüdüğü uzun bir süre olmuş hareketsiz bedenim
daha çok, kapalı durmak isteyen zavallı gözlerim
ve annemin korkan bakışları işte tam burada, var gibi..

tekrar uyusam
müsait bir yerde dursam, orda kalsam
bir daha hiç uyanmasam.

Sunday, May 24, 2009

21.05.09 10:45

var olmayan bir şehrin,
en çıkmaz sokağındayım yine
gözlerimde lacivert tül,
gökyüzü kurşuni
artık acını umursamayan gönlüm,
derinlerde sarhoş yine
kokun nefsime dolmuyor
gözlerin ruhumu yakmıyor
sözlerin hiçbir boşluğu doldurmuyor
sımsıcak tenin ateşime karışmıyor
içim gitti sanırım, geri gelmiyor
sanki "tüm anılarım kaf dağının ardında kaldı. "
rüzgar beni ağlatıyor
çiçekler gözümü karartıyor
izlediğim filmler beni almıyor
yıldızlarım bile sabit duruyor
kıyamet gibi işte
şu sessizlik bana bir türlü rahat vermiyor.

daha çok gitme.

Sunday, May 03, 2009

02:09

umuttum, rehin oldum
bakıldım, satıldım
asabi oldum
bulutlar ne ki,
denizin dibinde rengarenk mercan oldum
sevdim de
hiç olmamış gibi görünen bir kazada
tek ölü ben oldum.

Sunday, March 15, 2009

hayat olarak kabul gören tüm gerçekler omuzlarımı acıtmaktayken bazen
içimden, perdeyi aralayarak telaşlanıyorum, gözüme vuran keskin ışık hilesiyle ben
buz beyaz tenim yangın sıcağı, nefesim sessiz, yüzüm dönük sırtıma
bıçaklar var hala, ayaklarım bağlı buluta
dahası yok. sabitim ben, sayısız sınırsız saflık ilkesiyle
toleransım olsun artık en yakın finalde
manzaralı bir oda, yokluğun en güzel yerinde..

Wednesday, March 11, 2009

ayrıntıda avcılık
koleksiyonda çaycılık yaptım, bugüne dek
yakaladım, pişirdim
hem yedim, güldüm, mutlu ettim
bulut bile kalmadı şimdi üzerimde
yağmur yağacak da, güneş açacak da, gökkuşağı çıkacak da
uzun hikaye..
bir hinlik var ama anlayamadım
ya ben bu işin di' li geçmiş zaman çekimiyim
ya da hindinin ta kendisiyim
çok gülme der hep dedem
e gel de gülme
bu kader böyle saftirik hatunken..

Sunday, March 08, 2009

" Acımın içine iyice girdiğimde, yani küçük asit bombaları kanımın ve kemiklerimin içinde sanki havai fişek gibi patlarken, bir yığın hatıranın her biri, önce beni kısa bir süreliğine, bazen on- onbeş, bazen bir- iki saniye oyalıyor; sonra da arkasında daha yoğun bir acı bırakarak şimdiki zamanın boşluğuna bırakıyor; bu boşluğu da, şaşırtıcı derecede güçlü yeni bir acı dalgası sırtımı, göğsümü acıtarak, bacaklarımın gücünü keserek dolduruyordu. "

masumiyet müzesi.

Saturday, February 21, 2009

02: 02

dokusu bozuldu kalbimin
yuvası değişti kilidin
buğusu kaldı gözümün
bak yine alarmı çaldı işte saatimin

ışıklandırılmış yüzüm, ilaçlarla
duruldum, duyduğum saçmalıklarla
yapayalnızım, hak ettiğimi umduğum karanlıkta..

Saturday, February 14, 2009

ben o bütün renklerimi çalan rüyalar içinde kaybolurken
sen içimde hapsoldun
kokun nefesime sindi
buz kütleleri mideme kadar indi
her geçen saniye alıyorken kendini
arılar öldü, sular yükseldi, toprak çatladı, iklimler bile değişti
göremedin ki..
'sen gitme' diye dualar ediyorken
gözlerim kurudu, mektuplarım ağıtlarla doldu..

unutma
mavi ve pembe
unut ya da
tıpkı ben gibi ölmektense..

Thursday, January 22, 2009

21.01.09 hc
( sabaha doğru, saat bilmem kaç )

beyaz bacalı bir ev gördüm, yaşadığımı fark ettiğim an
hem köprü yine pembeydi, ben geçerken
içim aksın diye baktım suya
gözümden tek damla aktı asfaltın buzuna
geride kaldı hüzün, tattığım o güzel yüzün
yanımdan geçen bir şerit gibi nefesim
aah bitmedi ki, gündüze varayım.

Monday, January 19, 2009

01:55

kıpırdamadan yatıyorum yatağımda
karanlık üzerime sindi
yastığım sırılsıklam
ruhum bile beni terk etti
sarıldığım sadece sıcak fırın
sessizlik kulaklarımda uğultu
yankı yapıyor ağzından çıkanlar
baksam da göremiyorum ne varsa
midem bile bulanıyor
ne olucak ki şimdi
5 i de çalışmıyor
ama ölüyordum ya hani geçenlerde
neyse ki yaşıyorum, yatağımın en dibinde..