Sunday, March 08, 2009

" Acımın içine iyice girdiğimde, yani küçük asit bombaları kanımın ve kemiklerimin içinde sanki havai fişek gibi patlarken, bir yığın hatıranın her biri, önce beni kısa bir süreliğine, bazen on- onbeş, bazen bir- iki saniye oyalıyor; sonra da arkasında daha yoğun bir acı bırakarak şimdiki zamanın boşluğuna bırakıyor; bu boşluğu da, şaşırtıcı derecede güçlü yeni bir acı dalgası sırtımı, göğsümü acıtarak, bacaklarımın gücünü keserek dolduruyordu. "

masumiyet müzesi.

No comments: